Outlast 2 İncelemesi

Outlast 2 İncelemesi | PlaySultan

Outlast 2 İncelemesi

Geliştirici ve yapımcısı olan Red Barrels, 2013 yılında Outlast’ı piyasaya çıkardığında büyük ses getirdi ve korku oyunlarını seven sevmeyen herkesin diline pelesenk oldu. Kendisinden önce çıkan birçok korku oyunundan bazı noktalarda çok farklı olduğu için ve dönemine göre çok iyi optimize edilmiş görsel kalitesi ile milyonlarca oyuncuya ulaşmayı başardı. Youtube’da oyun kanallarının yükselme dönemi ile aynı anda çıkmasının getirdiği avantaj ile beraber oyunlarla alakası olan olmayan pek çok Youtuber tarafından da oynandı ve milyonlar tarafından izlendi. 2014 yılında ise Whistleblower isimli DLC’si ile hikayeyi ve oynanışı geliştirip çeşitlendirmişti.

2017 yılında ise ikinci oyunu çıkarttı ve ilk oyun ile sık sık karşılaştırıldı. Çeşitli kitleler tarafından beğenilmedi fakat son derece sağlam bir oyundu. İlk oyundaki farklarına değinmeden önce hikaye ve oynanış tarafına değinelim.

Outlast 2 Hikayesi

Çok fazla spoiler olmaması için olabildiğince sade ve yüzeysel anlatacağız. Hem ilk oyunla olan bağlantısından hem de hikayenin oyun içerisinde büyük bir önem arz etmesinden ötürü spoiler olabilecek hiçbir detayı burada sizinle paylaşmayacağız.

Eşimiz ile beraber bir bölgeyi araştırmak için helikopterle beraber yola çıkıyoruz. Beklenmeyen bir arıza sonucu helikopterimiz düşüyor ve büyük bir şans eseri hayatta kalıyoruz. Uyandığımızda eşimizi bulamıyoruz fakat onun da hayatta olduğuna dair izler bulduğumuz için aramaya başlıyoruz. Bu sırada karımızın Hristiyan kültü ile kafirler arasında sıkışıp kaldığını görüyoruz ve onu kurtarmaya çalışırken içinden çıkılmaz bir girdaba giriyoruz ve olaylar gelişiyor. En basit şekliyle böyle anlatabiliriz. Karımızın başına gelenler ve kültün, kafirlerin karımıza yaptıklarını öğrendikçe oyun açılıyor. Daha fazlasını spoiler olmaması için anlatmıyoruz.

Outlast 2 Oynanış

İlk oyunla benzer olacak şekilde savunmasız ana karakterimiz, elinde bir kamera ve çeşitli engellerin ve bulmacaların üstesinden gelerek hayatta kalmaya çalışan bir kocayı oynuyoruz. İlk oyundaki akıl hastahanesinin içerisindeki inanılmaz dar koridorlar klostrofobinizi tetiklediyse, Outlast 2 bunun tam tersinde. Geniş arazilerde sık sık bulunduğunuz ve iç mekanlar ile dış mekanların dengesi oyunda oluşturulmuş. İlk oyundaki o sıkışmışlık hissi bu oyunda pek olmadığı için sanki Outlast değil de başka bir korku oyunu oynuyormuşsunuz gibi hissediyorsunuz fakat merak etmeyin. Oyuna başladıktan birkaç saat sonra Outlast deneyimini fazlası ile alacaksınız. Oynanış ilk oyuna benzer olsa da eklenen ses dedektörü ile düşmanlarınızın açık alanda sesini dinleyip ona göre pozisyon almanız oldukça iyi bir oyun mekaniği olarak oyuna yedirilmiş. Sadece el kamerasına muhtaç olmadığınız bu oyunda sizi korkutmak için pek çok farklı yöntem hazırlanmış.

Outlast 2 Görsellik

Önceden dediğimiz gibi ilk oyun zaten iyi gözüken bir yapımdı. İkinci oyun ise ilk oyunun da üstüne koyarak bir devam oyunundan bekleneni veriyor ve görsel kalitesi ile bizleri son derece tatmin ediyor. Korku oyunlarında görselliğin ve grafik kalitesinin ekstra önemli olduğuna inanıyoruz ve Outlast 2 bizi bu konuda hiç eksik hissettirmiyor. Kameranızla ne kadar zoom yaparsanız yapın kötü bir görüntü elde etmiyorsunuz. Detaylı ve ince işçilikle hazırlanmış bir oyun karşımızda. İlk oyunun aksine daha açık mekanlarda korkuya maruz kaldığımız için tehlikenin nereden geldiğini anlamak çok zor. Görsel kalite burada bizlere yardımcı oluyor ve az da olsa iyi ışıklandırılmış yerler sayesinde kendimizi bir nebze olsun rahatlamış hissediyoruz. İlk oyundan da bildiğimiz üzere yoğun bir şiddet ve vahşet ile karşı karşıyayız. Bu oyun da çok fazla kan, ceset ve kabuslarınıza girecek yaratıklar barındırıyor.

Outlast 1 vs Outlast 2?

Outlast 1 çıktığı dönemde piyasada genel bir korku oyunsuzluğu hakimdi ve ondan önce çıkan yapımlar TPS ve ya FPS türünde idi. Yani bir çoğu temelinde shooter oyunuydu ve korku unsuru olan yaratıklara ve mekanlarla mücadele halindeydik. Genellikle güçlü bir karakteri yönetiyorduk ve kaçmaya yönelik değil, kovalamaya yönelik korku oyunları oynuyorduk. Outlast’ın korku janrına yön verdiği kısım tam olarak burası işte. Outlast oyununda her zaman aciz, eli silah tutmayan ve sürekli kaçan gerçek bir insanı oynuyoruz. Outlast’tan sonra çıkan çoğu korku oyunu da bu trendi takip etti ve korku janrı bu şekilde korkutmaya başladı. Birinci ve ikinci oyun bu bağlamda birbiri ile aynı fakat iki oyunda benzer korkunçluğa sahipken ilk oyun bu tarz bir korkutma mekaniğinin ilk kez uygulandığı oyun olduğundan çok etkileyiciydi ve çığır açmıştı. Outlast 2 de aynı adımları izledi fakat ilk oyun kadar beğenilmedi diyebiliriz. Çünkü ikinci oyun bir şeyleri yeni yapmadı, var olan şeyleri daha iyi yapmaya çalıştı ve çoğu oyuncu için bu yeterli değildi

İlk oyunun aksine ikinci oyun çok fazla dini göndermeye ve eleştiriye sahip. Şiddet sahneleri ise ilk oyundakinin aksine çok daha cüretkar ve tabu konular üzerineydi. (Spoiler olmaması için detaylandırmıyoruz.) Farklı bir tecrübe sunmaması ve nispeten muhafazakar oyuncular tarafından aşırı karşılanmasından ötürü ilk oyunun gölgesinde kalmış gibi lanse edildi. Bizce her iki oyun da son derece başarılı ve oynanmaya değer. Özellikle ilk oyunu büyük keyif ile oynadıysanız ve hikayenin detaylarına hakimseniz, Outlast 2’den de benzer bir tecrübe alacağınız düşünüyoruz.

Son

Outlast 2 incelememiz bu şekildeydi. Hem hikayesi hem görsel kalitesi hem de hiç bitmeyen korkunçluğu ile Outlast 2 kesinlikle oynanmaya değer bir oyun. İlk oyun kadar büyük işlere imza atmadığı için ve içerik olarak farklı bir oyun olduğu için bazı kimseler tarafından beğenilmedi ve ilk oyunun gölgesinde kaldığı düşünüldü. Bizce son derece iyi bir oyun ve kesinlikle oynanması gerek.

  • E. Tarihi : 19.06.2021 11:23